REHBER_SULTANGAZ_BASLIK_03.jpg
HUKUKSUZLUĞA KARŞI UYARI Prof.Dr. İzzet ÖZGENÇ'ten 09/01/2016

HUKUKSUZLUĞA KARŞI UYARI Prof.Dr. İzzet ÖZGENÇ'ten
goztepe_balklar.jpg

Yargı görevi yapanlar insan öğütme makinesinin aparatları değildir'

Hukuksuzluklar karşısında dehşete düştüğünü belirterek iktidar ve savcılara seslenen eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un ardından bir uyarı da Prof. Dr. İzzet Özgenç'ten geldi.

Türk Ceza Kanunu'nun mimarlarından Özgenç, son iki yılda yaşanan hukuksuz uygulamalar karşısında çarpıcı tespitlerde bulundu. Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan Özgenç, sulh ceza hakimlikleri eliyle kişilerin özgürlüklerinin kısıtlandığına dikkat çekti. Özgenç, burada isim vermeden Amerika'da öğretim üyesiyken dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından TÜBİTAK'ın başına getirilen Yücel Altunbaşak'ın maruz kaldığı hukuksuzluğu hatırlattı. Beyin göçünü terse çevirmek amacıyla Türkiye'ye getirilen Altunbaşak hakkında terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla soruşturma başlatıldığına dikkat çekerek, sulh ceza hakimlerini şöyle uyardı: “Yargı görevi yapanlar, ‘insan öğütme makinesi'nin aparatları değildir.” Özgenç, hemen ardından HSYK'ya seslendi: “Dün ifade ettiğim gibi, bugün de aynı tonda ifade etmeye devam ediyorum: Bu hukuk dışı ve keyfi uygulamalar karşısında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kendisine terettüp eden görevleri yapmamaktadır.”

Özgenç'in tespit ve uyarıları özetle şöyle: “Başka bir devlette üniversitede akademik faaliyetlerde bulunan bir bilim insanı, ‘tersine beyin göçü' sağlamak düşüncesiyle, çeşitli vaatlerle Türkiye'ye getirilir. Bir üniversitede kısa bir süre rektör olarak görev yaptıktan sonra TÜBİTAK'a başkan olarak atanır. Ancak bir süre sonra, ‘terör örgütü' mensubu şüphelisi olarak bu bilim insanı hakkında soruşturma başlatılır. Bu soruşturma çerçevesinde sulh ceza hakimi tarafından bu bilim insanının yurtdışına çıkışının yasaklanması ve hatta bulunduğu ilde kolluğa belli aralıklarla başvurarak ‘Ben buradayım' tekmili vermesi yönünde karar verilir. Bu bilim insanının TÜBİTAK başkanlığı görevine de bir idari kararla son verilir. Bu bilim insanı bugün itibarıyla Türkiye'de işsizdir ve bir maaş veya ücret alamamaktadır. ‘Tersine beyin göçü' sağlamak düşüncesiyle ve çeşitli vaatlerle Türkiye'ye gelmesini sağlayanlar da çeşitli endişelerle bu bilim insanına sahip çıkamamaktadırlar.

İFA ETTİĞİ GÖREV SEBEBİYLE KİMSE TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUBU İLAN EDİLEMEZ

Türkiye'nin çeşitli illerinde vali olarak görev yapmış bir kişi hakkında başlatılan bir soruşturmada, valilik görevinin icrası bağlamında terör örgütüne yardım sağladığı şüphesiyle, sulh ceza hakimi tarafından bu kişinin de yurtdışına çıkışının yasaklanması ve hatta bulunduğu ilde kolluğa belli aralıklarla başvurarak ‘ben buradayım' tekmili vermesi yönünde karar verilir.

Açıkça belirteyim ki, sulh ceza hakimleri tarafından verilen bu hukuk dışı kararları eleştirmem ve kınamam, haklarında karar verilen kişilerin görevleri bağlamında herhangi bir suç işlemedikleri yönünde bir iddiada ve savunmada bulunduğum anlamına gelmemektedir. Ancak ifa ettikleri görevler itibarıyla bu kişiler hiçbir zaman terör örgütü mensubu olarak itham edilemezler. Böyle bir itham, ancak sahibinin bilahare benzer bir ithamla karşı karşıya bırakılmasının zeminini oluşturur.”

İSTANBUL  9 Ocak 2016, Cumartesi

Facebook Yorumları